Çiğdem bu dünyayı etkilemeye gelmiş!

· · · | Human Design

Çiğdem bu dünyayı etkilemeye gelmiş! ( “Human Design” tip tanımıyla; O bir manifestör! Uygulayıcı…)

Tam kafamı kitaplara gömmüş Human Design üzerine yoğunlaştığım zamanlardı. Kafamda bir sürü bilgi uçuşurken farklı kapılar açılıyordu. Elimdeki her bilgiyi bir anahtar gibi görüyordum, bir sürü anahtar vardı elimde ve hala çözülmesi gereken daha başka şeyler varmış gibi her köşeye “Aman öğrenmediğim bir bilgi kalmasın!” Telaşıyla bakıyordum… Sonra telefonum çaldı, Çiğdem aradı!

Doğum gününden bir kaç gün sonra buluşmuştuk. Bu bir sıradan buluşma gibi görünseler, O’nunla sohbetimiz asla sıradan olmazdı. Human Design’a olan ilgisi çok fazlaydı. ( Profilinde bir çizgisi var. ) Çok uzun uzun konuşurduk kodlar üzerine, Eski Pagan kültürü ile ilgili bir sürü araştırması vardı.
Zaten O araştırmacı ruhuyla tecrübeli ve profesyonel bir belgeselciydi.
Human Design Sistemi’ni anlatırken ben, bütün o aklımda uçuşan bilgileri anlatırken, Çiğdem birşeyin tanımına (bir kanalın adına) takılı kaldı. İşte bu dedi!” Keeper of the keys ” Anahtar tutucu…
Ve Çiğdem o an hatırlayıp şaşkınlıkla bana doğum gününde  tanıştığı ” Güngör Abi” den bahsetmeye başladı. Nereden nereye zıpladı hikaye değil mi ! ( Manifestör etkisi )

Güngör bir zanaatkarmış ama ne zanaatkar!
Onun ufacık dükkanında yaptığı onlarca anahtardan bahsetti. Ama ” Anahtarları görmelisin!” dedi.
Onlarcası varmış irili ufaklı…kimisi 80 kiloymuş anahtarların! Eski mekanizmalarla yapılmış , inanılmaz görsel sanat eserleriymiş bunlar…

” İşte sana gerçek bir anahtar tutucu!”dedi. “Hikayesini dinlemelisin!”

Ve tabii ki ertesi gün merakım beni hemen Güngör Abi’ye götürdü. Bir insan neden ve nasıl bu kadar kilit yapar merakım O’nu gördüğümde yok oldu.
Ufacık tarihi dükkanında bir birinden güzel el işleri, göz nurları…
Bize anlattığı hikayeler, birbirinden farklı el işi…kendi kendine düzeneklerini yaptığı onlarca irili ufaklı anahtarlar, kilitler…
Ancak gidip kendi gözlerinizle gördüğünüzde anlayabilirsiniz ne demek istediğimi, öyle böyle değil yaptığı büyük kilitler,mekanizmalar…üstelik rüyasında görüyormuş o gün yapacağı anahtarın çizimini….bazı şeyleri yaşamadan algılamıyor insan…
Saatlerce Güngör Abi’yi kilitlerin hikayesini dinledim, kendi yaptığı kahveyle tatlandırdı sohbeti o akşam üstü …
Kendi çizimlerini gösterdi anahtar ve kilidin hikayesini anlattı…
Eril ve dişil hikayesini…
Hayatta herşeyin karşıtı olduğunu…siyah beyazı…dualiteyi…

Ying Yang !

 

Bu resmi Güngör Abi’nin masasında çektim. Çözümü gibi birşeydi bu kare benim için hikayenin…O masada  bana kilitlerin nasıl açıldığını anlattı, ben de O’na insanların kodlarının nasıl çözüldüğünü… ( Rave Chart’ına baktık, jeneratör çıktı…sakral merkezinden yukarı g merkezine kanalı vardı, “Keeper of the keys” kanalı)
Zamanın olmadığı anlardandı…

Güngör Abi ve size burada anlatamayacağım kadar uzun hikayesi ile Çiğdem, beni etkilemişti. Bu tamam! Ama devamı da var; İyi bir hikaye aradığını bildiğim yönetmen ( projektör) arkadaşıma  Çiğdem’in bulduğu anahtar tutucuyu ve hikayesini anlattım. Heyecanlandı hikayeye, hemen geldi! Çiğdem ile tanışmak istedi.
Kapıyı kaparken arkasından bakarken ilk kez gördüm, inanılmazdı!  Ensesinde bir kilit dövmesi! O an  anladım hemen gelme sebebini.

Çiğdem’in hikayesindeki etkinin çapını aslında şaşırılacak bir şey değil çünkü O’nun doğasının, Human Design tanımıyla gerçek bir manifestör olduğunu biliyordum.

Bazı anların çok garip içine çeken yanları vardır. Hayatın aslında nasıl akıp gittiğini gösteren; belki de toplamamız için etrafa bıraktığı ufak işaretleri…bütünü gösteren ufak parçalar!
Herşeyin çözüldüğü çünkü ortada soracak sorunun kalmadığı anlar…

İhtiyacın olan herşeyin zaten kendinde olduğunu bildiğin!

Omsina